
Çin’in Wuhan şehrinden başlayıp dünyaya yayılan COVID-19, tüm dünyada normali yeniden tanımlamamıza neden oldu.
Tüm dünya virüsten korunmak için evlere kapandı. Bu durum ekonomik, sosyal ve psikolojik birçok sonuçlar doğurdu. Hayatımıza yeni terimler kattı ve bazı şeylerin farkına varmamızı sağladı.
Eve kapandığımız dönemde iş görüşmeleri, toplantılar Zoom uygulaması üzerinden devam etti. İş yerleri açılsa da Zoom toplantılarıyla vakitten kazanıldığı ve daha hızlı yanıt alınabildiği fark edildi ve zorunlu durumlar dışında online toplantılar daha çok tercih edilmeye başlandı.
İnsanların aktif olarak alışveriş yapmayı bıraktığı dönemde reklamların gerekliliği tartışıldı. Birçok küçük ölçekli firmanın reklam vermeyi bırakması üzerine Facebook, Instagram, Google ve Youtube reklam fiyatları düştü. Her şeyin sosyal medya odaklı olduğu dönemde reklam bütçeleri de dijital mecralara kaydı. Reklam sektöründe daha çok sosyal fayda odaklı reklamlar ön plana çıktı.
Şimdi dünya yeni bir dönemin eşiğinde: Normal değil yeni normal. Aylarca evde kaldıktan sonra yeni normal, hayatın her şeye rağmen devam ettiğini kabul etmemizle başladı.
İş yerleri açıldı. Bazı iş yerleri tamamen normal düzene geçerken bazıları hala evden çalışıyor. Yapılan anketlere göre hibrit, yani çalışanların mekândan bağımsız çalıştığı, ofisten, evden ya da sahadan çalışılabilen karışık çalışma modeli beyaz yakalılar tarafından daha fazla benimsenmiş durumda.
Evde kaldığımız ilk dönemlerde yapılan anketler insanların çok endişeli olduğu yönündeydi. Fakat her ay yenilenen anketlerde yeni normal ile insanların endişe seviyelerinde belirli bir düşüş yaşandığı görülüyor. İş yerlerinin açılması, evde kaldığımız dönemde işçi çıkaran iş yerlerinin yeni elemanlar alması, hayatın normalleşme çabaları herkesi psikolojik olarak rahatlatmış olsa da bu durumun Türkiye için etkileri ilerleyen günlerde belli olacak.





