Covid-19 Pandemisiyle Değişen Dijital Pazarlama Dinamikleri

COVID-19 ile birlikte değişen dinamikler, dijital ajanslar ve marka tarafı için farklı parametreler dikkate alınarak ciddiyetle yönetilmesi gereken bir süreç. Peki, dijital dönüşüm kurgusunun içinde yer alan oyuncular beyinlerinde hangi sorular üzerine fokuslanıyor?

-Comment kısmını kapatalım,

-Negatif ruh haliyle nasıl başa çıkacağız?

-Reklamlar kapatılmalı mı?

-Empati yaparken nelere dikkat etmeliyiz?

Dijital pazarlama/marka iletişimi nasıl yapılmalı?

Toplumun dijital okur yazarlığını göz önünde bulundurmalıyız. Ziyaretçilerin duygusal zekasını ve empatisini önemsersek işe önde başlamış oluruz. Geçmiş iletişiminde; toplum faydası olmayan bir iletişim dili, toplum yararına bir aktivitesi olmayan, sürekli ürün ile yayın akışını dolduran ve sürekli satış kokan bir markanın 360 derece dönüşle kabuk değiştirmesi nitelikli dijital cambazlık gerektirir. Hedef kitleye değil de gündeme göre içerik pazarlaması ve online reklam planlaması yapmak elbette bir tercih. Fakat bunu COVID Marketing’e dönüştürmemek gerekir.

Covid-19 pandemisi sürecinde, markaların iletişim dilindeki renk ve tonlama dalgalanmalarını gözlemlemek mümkün. Bu süreçte sektörün önde gelen binlerce markasından iletişimi durduran, hatta satış kanallarını kapatmayı tercih edenler oldu. Haliyle bu durum iletişim yönetiminde çok önemli bir rol aldı.

Bu süreçte nelere dikkat edilmeli?

  1. İletişimi Kopartmamalı!

Markanın işleri ve sürecin devam edebilmesi için dijital platformlara hazır olmak avantaj sağlar. Bu yüzden bu tarz dönemlerde markalar son kullanıcı ile iletişim halinde kalabilmeli ve beklenmedik durumlarla ilgili bilgilendirmelidir. Peki bu noktada ne yapılmalı?

Markanın sektörüne göre;

  • Bilgilendirici içerikler,
  • Güncel durumları bildirme,
  • Eğlenceli ve öğretici paylaşımlar,
  1. Üretmeye Devam Etmeli;

Sektör göz önünde bulundurmadan üretmeye ve iletişime her koşulda devam edilmelidir. Her koşulda motivasyonu yüksek, kendine ve geleceğe güvenen bir marka imajı müşterilerin gözünde güvenilirliğini ve itibarını artıracaktır. Sessiz kalarak her şeyin düzelmesini beklemektense en kötü kriz dönemlerinin senaryoları üzerinden önemler oluşturmak markalar adına çok daha faydalı olacaktır.

  1. Reklamlar Durdurulmalı;

Aktif olan tüm reklamlar ve kampanyalar durdurulmalıdır. İnsanlar ihtiyaç duydukları bilgileri analiz etmekle uğraşırken bir de sizin reklam paylaşımlarınızı görmek istemeyeceklerdir. Aksini yaptığınız takdirde aklınıza gelmeyecek tepkilere ve yorumlara maruz kalabilirsiniz.

  1. Doğru İmaj Çizilmeli;

Bu tarz süreçlerin en büyük kaybı elbette maddi oluyor. Birçok kuruluş, marka veya şirket; yalan haber ve bilgi kirliliğiyle oluşturulan panik ortamında hayatta kalabilmek için işten çıkarma yöntemine gidiyor. Ancak bunun gibi kriz süreçlerinde işten çıkaran firma imajını sergilemek, markanız adına olumsuz algıya neden olacaktır. Olumsuz tepkileri aksi yöne çevirmek adına hem şirket içi hem de müşterilerle olan iletişiminizi şeffaflaştırın. Neyi, ne için yaptığınızı iyi anlatmanız alacağınız tepki ve yorumları yumuşatacaktır.

  1. Monitoring ve Social Listening;

Her kriz döneminin farklı yansımaları olduğundan dolayı; kriz stratejisini oluştururken “monitoring” ve “social listening” yani aksiyon takip yöntemleri daha çok önem kazanmaktadır. Sebebi ise son kullanıcısını dinleyen, anlayan, empati kurabilen, müşterisine ve çalışanlarına pozitif tutum gösterip anlık aksiyon alabilen esnek markalar uzun vadede kazanacakları gibi kriz durumlarında da kazanacaklar. Kriz durumunu sektördeki rakiplerinin önüne geçebilecekleri bir iletişim fırsatına çevireceklerdir. Şu an markanın değerlerini, vizyonunu ve misyonunu gözden geçirmek ve buna uygun aksiyon planı hazırlamak için doğru bir dönem.

Arkadaşlarınla Paylaş!
Menü